beynimin odacıkları

Anor-mallaşma Süreci

Geçenlerde saat 11:20 gibi Ankara Ulus Devlet Hastahanesine bir test için gitmem gerekti. 11:35 gibi testin yapılacağı yere girdim ancak içerideki adam bana şöyle bir şey dedi “hocam bu zaten şimdi yetişmez biz de cumaya gidiyoruz siz de cumanızı kılın öğleden sonra allahın izniyle yaparız” ben önce çok kızdım çünkü daha öğlen olmadan bütün hastane boşaldı ve benim öğlene kadar 10 dakikalık testi yapıp oradan gitmem gerekirken sağlık hakkım elimden alınıp orada onların “dini özgürlüklerini” gerçekleştirmesini bekledim. Üstelik bir de benim kim olduğumu bilmeden, ki kim olursam olayım “siz de cumanızı kılın” derken altında kendi yaptığını normalleştirmesi ve cumaya gitmenin küçük çaplı propagandasını yapması da mide bulandırıcıydı. Sonra dedim ki neden kızıyorum ki bu kadar? Neden bu aptal insanlardan akıllı olmasını bekliyorum? Neden bu insanlardan beklentim bu kadar büyük? Bana bu umudu veren zerre bir sebep yokken neden sinirlerimi bozuyorum ki?

Mitolojik Zeytin

Kaz dağlarından gelen oksijenin kafa açtığı bir akşam sahilde içkimizi içerken bir dost bana şöyle demişti : “ben bu hayatta şunu anladım, herkes tek bir bireydir ve birini seviyorsan sadece o olduğu için seviyorsundur. Birinin hatırına birini sevemezsin, ya da aynı şekilde nefret edemezsin. İnsanlara da artık böyle yaklaşacağım.” Sonra bu dost birinin hatırına benimle konuşmaz oldu. Ya ben seni anlamadım ya sen kendini anlamadın. Bir gün belki yine o sahilde, ardında bıraktıklarına bakıp tekrar aynı cümleleri kurarsın. Kim bilir?

Electronic Supersonic

Çağımızın en büyük sorunu sanırım tahammülsüzlük. Karşımızdakine tahammül edemiyoruz, uzun bir yazıyı okumaya tahammül edemiyoruz, bir yerden bir yere gitmeye, karşımızdakine kendimizi anlatmaya, oturup sorun çözmeye tahammül edemiyoruz. Çünkü alternatif fazla. Sen beni böyle kabul etmezsen etme diyoruz, ne de olsa kabul eden birileri olur diyoruz. Eee öyle de oluyor, taviz vermeyen çok güçlü karakterler çiziyoruz kendimize. 2 gün önce sarıldığımız insana “sikerim seni” diyebiliyoruz. Çünkü çok güçlü karakterlerimiz var, çünkü bir yanlışı alttan alamayacak karakterlere sahibiz, egomuz binbeşyüz. Saf gerçek bir şey duymaya tahammül edemiyoruz, o kadar eyvallahımız yok ki kimseye, o kadar altında bir şeyler arıyoruz ki her şeyin, biri gerçek bir şey söylediği zaman, onun gerçekliğini tartışmak yerine “sikerim seni” diyerek konuyu kapatabiliyoruz. 

Eskiden biri bana böyle yaklaşınca ben de aynı şekilde yaklaşmaktan çekinmez, işi dayak yeme dayak atma noktasına kadar götürürdüm. Ama bunun yerine karşı tarafı tatmin etmenin onun psikolojisi için daha iyi olduğunu anladım zamanla. Artık birine gerçeği söyleyip susmak ve hayatından çıkmak, onun bütün hakaretlerini dinleyip eyvallah demek beni daha huzurlu yapıyor. Şimdi hayatımda olmayan bir ton kardeşim dediğim insan var, büyük ihtimal hala nefret ediyorlar benden. Ben hala onların beni bırakıp çekip gittiği masalardan devam ediyorum onlarla ilişkime. Oturuyorum eskisi gibi gülüp eğleniyorum onlarla, bir yere giderken onları da yanımda götürüyorum. Bir şeye karar verirken onlara da danışıyorum, onlardan habersiz. Özlemiyorum çünkü onlar benim her zaman hayatımdalar zaten, öyle de olacaklar. 

Kendilerine de söylüyorum ara sıra onlar hep benim kardeşim. Hepsi için iyi şeyler diliyorum. Hep samimiyetsiz olduğumu düşünseler de, onları çok seviyorum. İyi ki hayatımdalar, iyi ki hayatlarında değilim.

Ben gece fazla kaçırmışım.

Ben olmuşum Dandanakan

3 hafta önce filan evime en yakın olan büfeye sigara almak için gittim, epey vizyonsuz bir büfe sadece insanın temel ihtiyaçlarını karşılayan ama aynı zamanda saçma sapan 1 liralık çocuk oyuncakları satan büfelerden. Anlayacağınız gibi sadece yakın olduğu için tercih ediyorum. 1 ekmek, 1 sütü dışarıdaki dolaplardan aldıktan sonra içerideki adamdan sigarayı istedim ama benim sigaradan yok hatta sadece 2 tane Viceroy, Maltepe tarzı sigara var. Neyse kalsın o zaman bu sütle ekmek deyip ben şu ilerideki marketten sigarayı alıp geleyim dedim, geçerken de bunları alırım dediğim ekmekle sütün olduğu poşeti adama geri verdim. Ama büfeden markete giderken adamın vizyonsuzluğuna sinirlendiğim için onu cezalandırmak istedim. Sigarayı ekmeği ve sütü o uzaktaki marketten aldım. Aslında adama verdiğim ceza sadece içeriye verdiğim poşetteki sütle ekmeği dışarı çıkıp geri koyması, ama ben 3 haftadır adam bana küsmüş müdür diye düşünüp karşılaşmamaya çalışarak kendimi unutturmaya çalışıyorum. Deli miyim acaba?

Olasılıksızlık

Olasılık.. Tavlada zarın 6 6 gelme olasılığı, paranın tura gelme olasılığı, cart curt. Bence olasılık dünyanın en saçma kavramı, insanın hala ne kadar aciz bir varlık olduğunun göstergesi. Olasılıklara dayanarak yapılan türlü optimizasyonlar, istatistikler filan falan. Bence dünyayı tek bilim yönetiyor ve biz hala tam olarak onu kavramakta güçlük çekiyoruz. O da fizik. 

Olasılık nedir? Bir demir para alır atarsın onun tura gelme olasılığı 1/2 dir. Hepimiz böyle salakça şeyleri öğrendik ve ne yazık ki hala öğreniyoruz. Oysa ben o paranın dik gelebileceğini neden hesaba katmıyorum. Kemal Sunal’ın filminden hareketle söylemiyorum bunu. Paranın tura geleceğini neden bilemeyeyim? Çünkü acizim. Çünkü parayı atarken ki fiziksel değişkenlerin hepsini hesaplayamıyorum. Hava sürtünmesi, hangi parmağımla hangi hız ve ivmede attığımı, ne kadar yükseldiğini, düştüğü yerin şeklini, düştüğü yerin şartlarını, paranın yoğunluğu hacmi kütlesi vs. bunların hepsini hesaplayamıyorum çünkü insanım ve gerizekalıyım. Halbuki fiziksel şartların hepsini bilsem olasılık diye bir şey ortadan kalkıyor. O halde her şey 1 ve 0 olmuyor her şey 1 oluyor. 

Bence hayatta biraz böyle, öngörü dediğimiz şey en azından 1’e ne kadar yaklaşabildiğimizle ilgili bir şey olsa gerek. O yüzden değişkenleri iyi okumak, fiziği iyi anlamak, her zaman olasılık hesabından daha etkili bir şey.

Biraz uyumam lazım.

"bütün herşey yalan olacak biliyor musunuz? bütün vallıklar.. bu bedeni görüyor musunuz? yok ki.. hayaller insan mı yoksa bizler hayal miyiz?.."   dünyanın sırrını bulan adam

Panpalar benim çok uykum geldi!

More Information